Dünya Down Sendromu Günü

Bu gün 21.Mart “Dünya Down Sendromu Günü”. Kısaca tanımlayacak olursak: İnsanlarda normalde 23 çift kromozom bulunur. 21. kromozomun çift değil de üçlü olması neticesinde Down sendromu ortaya çıkar. Toplam kromozom sayısı da 46 değil 47 oluyor. Dolayısıyla bu durumu bir hastalık değil genetik farklılık olarak kabul ediyoruz. Birleşmiş milletler 2011 yılında 21. Mart’ı farkındalık oluşturmak adına “Down Sendromu Günü” ilan etti.

Hayatın ilk 2 ayında tanı konularak ona göre bir “bebek takibi” ve eğitim programı uygulamak gerekiyor. Zira bu sendromda çocuğumuzun özel eğitim alması gerekli. Down Sendromunda bilinen tek sebep ileri anne yaşı. 35 yaşından sonra artıyor. Bu sendrom ortalama 800 doğumda bir görülüyor. Ülkemizde net olmamakla beraber 70 bin civarında down sendromlu var. Down sendromunda görülen bazı fiziksel özellikler çekik küçük gözler, burun kökü basıklığı, kısa parmaklar, kıvrık serçe parmak, ensede kalınlık, avuç içindeki tek çizgi, ayak baş parmağının diğer parmaklardan daha açık olmasıdır. Bu özelliklerin hepsi veya birkaçı görülebilir. Bir de bazı sistemlerde sorunlar olabiliyor. Mesela doğuştan kalp problemleri, ya da hipotoni. Büyümeleri geriden oluyor. Terminal boyları daha kısa. Hafif (bazen belirgin) zeka geriliği oluyor. Bu bebeklerin dikkatle izlenmesi gerekiyor. Kalp kontrolleri, erken fizik tedavi desteği gibi tedbirlerin zamanında alınması gerekiyor.

Günümüzde üniversite bitiren, birden fazla dil konuşabilen örnekler var. Her şeyden önce sevgi, ilgi, zaman ayırma ve hak ettikleri sağlık-eğitim desteğiyle uzun ve sağlıklı bir hayat yaşayabiliyorlar. Sağlıkla kalın.

Sevgili anne babalar son günlerde sosyal medyada "yeni" bir grip türünden bahsedilir oldu: "gergedan gribi-gergedan virüsü". Peki  böyle bir şey var mı? yani kuş gribi ya da domuz gribi gibi yeni bir grip türü mü bulundu? Cevap hayır. Ne gergedan virüsü diye bir şey var. Ne de gergedan gribi diye bir grip türü. Bu tamamen bir çeviri hatasından kaynaklanıyor. Nasıl mı şöyle: insanlarda en çok nezle yapan virüsün adı "rhino virüs"; gergedanın İngilizce'deki karşılığı da  "rhinoceros". Ne kadar benzer değil mi? Aslında ilginç bir rastlantı var. Çünkü "rhino" Latince'de  burunla ilgili demek. Bu yüzden koca burunlu gergedan bizim kafamızı karıştırmış.

Sevgili anne-babalar, vücutta sağlığı bozacak ölçüde; anormal ve aşırı yağ depolanmasına; obezite & şişmanlık denir. 2000’li yıllara kadar şişmanlık, önemli bir sorun değilken; yeni yüzyılda en önemli halk sağlığı sorunu haline gelmiştir. Peki “neden bu kadar hızla artmaktadır? Nasıl önleyebiliriz? Ne yapmalıyız” diye soruyorsanız bu yazıyı okumalısınız.

Obezitenin tanımlanmış birkaç sebebi var. Sıklıkla ekzojen dediğimiz, yani fazla yemeye bağlı olan tipi görülüyor. Endojen obezitede ise hastalığa başka bulgular da eşlik ediyor. Burada benim ele almak istediğim konu ekzojen obezite. Yani fazla beslenmeye bağlı şişmanlık. Çünkü yaygın olan tipi bu demiştik ve kişinin-ailenin alacağı tedbirlerle önlenebiliyor.

Sevgili anne babalar, kış mevsiminin başlamasıyla üst solunum yolu enfeksiyonları (üsye) hızla arttı. Ancak bundan daha önemlisi enfeksiyon aşağıya, yani akciğerlere doğru ilerleyebiliyor. Özellikle 2 yaşın altındaki süt çocukları için daha ciddi bir durum oluşturuyor. Hastalık, bronşlara indiğinde bronşit; daha ince havayollarına inerse bronşiolit diyoruz. Sebep genellikle virüsler. Özellikle de RSV dediğimiz virüs. Parainfluenza, adenovirüs ve mikoplazmalar da akciğer enfeksiyonlarına neden olabiliyor.

Değerli ebeveynler İlk 6 ay bebeğinizi sadece anne sütü ile beslediniz ve nihayet onu ömrü boyunca yiyeceği besinlerle tanıştırma zamanı geldi. Baştan belirtmeliyiz ki ek gıdalara başlamak demek bebeği sütten kesmek demek değildir. Zira 9 aylık bir bebek günlük besin ihtiyacının %75’ini,12 aylık bir bebekse %50’sini anne sütünden alır.

© 2018 Uzm.Dr.Ferruh Baş. All Rights Reserved. Designed By Green White SEO

Search