İki yaş, bebekliğin sonlandığı ve çocukluğun başladığı yaştır. Bu dönemde bebek, bazı şeyleri kendi başına yapabilme becerisi kazanır. Yürür, koşar, atlar-zıplar, merdiven çıkabilir. Aynı zamanda benmerkezci! oldukları bir dönemdir. Yani “etrafında olan herkes ve her şey onun için vardır”Bir şeyi istediğinde tutturur. Empati kuramaz. Gerçekle hayali olanı ayırt edemez. Tehlikeleri de bilmez. Size karşı en çok kullandığı kelime “hayır”dır. Sonuçta “terrible two” doğaldır ve her bebek bu süreçten geçer. Kolay atlatmak için: Sorularına anlayabileceği şekilde cevap verin, geçiştirmeye çalışmayın. Duygularını anlatabilecek kadar dil gelişimi olmadığı için zaman zaman öfke patlamaları yaşarlar; sakin olun ve derdini anlamaya çalışın. Sarılın, sesinizi yükseltmeyin. Aksi halde siz! daha da zorlanırsınız. Krize yol açan şeyi ortamdan uzaklaştırarak dikkatini başka şeye çekmeye çalışın. Tepkisiz, sakin ve soğukkanlı olmaya çalışın. Bağırma, kızma, ona ceza verme gibi şeyleri asla önermem.

Değerli anne babalar; ishal ve kusma, yaz sıcaklarıyla birlikte çok arttı. O nedenle size faydalı olacağına inandığım bu yazıyı hazırladım.

Özellikle bulantı ve kusma çocuklar için çok zor bir durumdur; miniği yorar yıpratır. Tek seferlik, devam etmeyen ya da 1-2 kez olup geçen kusmalar önemli olmayabilir. Ancak beslenmeyi ve su alımını bozuyorsa acil tedavi gerektirir. Dehidratasyon dediğimiz vücudun susuz kalmasına yol açabilir. Kanda elektrolitlerin (sodyum, potasyum, klor gibi) dengesini bozabilir. Her iki durum da çok tehlikelidir. Kusma devam ediyorsa, suyu-anne sütünü ya da gıdaları ısrarla kusuyorsa! en kısa zamanda doktorunuza başvurun.

Baharla birlikte allerjik rinit (AR) ve allerjik bronşit-astım vakalarımızda hızlı bir artış var. Bu gün AR’ten nasıl korunabiliriz bundan bahsedeceğim. Tedaviye girmeyeceğim.

Özellikle AR rahatsızlığı yaşayan yavrularımız için:
Polenlerin ve küf mantarlarının yoğun olduğu sabah saatlerinde ve rüzgarla dağılan polenlerden dolayı akşamüstü saatlerinde dışarıya çıkmayın.Çocuğunuzu öğlen saatlerinde parka-bahçeye çıkarmaya çalışın.
Arabadayken camları açmayın. Polen filtresi olduğu için araç havalandırmasını açın.
Yün yastık, yün yorgan, kuş tüyü-kaz tüyü yastık-yorgan kullanmayın. Hipoallerjen ürünler kullanın.
Çocuğun odasında yün halı, peluş battaniye, peluş oyuncaklar bulundurmayın
Oda kokusu, parfüm, deodorant asla kullanmayın
Kokulu deterjanlar-sabunlar, yumuşatıcılar kullanmayın

Dünya Down Sendromu Günü

Bu gün 21.Mart “Dünya Down Sendromu Günü”. Kısaca tanımlayacak olursak: İnsanlarda normalde 23 çift kromozom bulunur. 21. kromozomun çift değil de üçlü olması neticesinde Down sendromu ortaya çıkar. Toplam kromozom sayısı da 46 değil 47 oluyor. Dolayısıyla bu durumu bir hastalık değil genetik farklılık olarak kabul ediyoruz. Birleşmiş milletler 2011 yılında 21. Mart’ı farkındalık oluşturmak adına “Down Sendromu Günü” ilan etti.

Hayatın ilk 2 ayında tanı konularak ona göre bir “bebek takibi” ve eğitim programı uygulamak gerekiyor. Zira bu sendromda çocuğumuzun özel eğitim alması gerekli. Down Sendromunda bilinen tek sebep ileri anne yaşı. 35 yaşından sonra artıyor. Bu sendrom ortalama 800 doğumda bir görülüyor. Ülkemizde net olmamakla beraber 70 bin civarında down sendromlu var. Down sendromunda görülen bazı fiziksel özellikler çekik küçük gözler, burun kökü basıklığı, kısa parmaklar, kıvrık serçe parmak, ensede kalınlık, avuç içindeki tek çizgi, ayak baş parmağının diğer parmaklardan daha açık olmasıdır. Bu özelliklerin hepsi veya birkaçı görülebilir. Bir de bazı sistemlerde sorunlar olabiliyor. Mesela doğuştan kalp problemleri, ya da hipotoni. Büyümeleri geriden oluyor. Terminal boyları daha kısa. Hafif (bazen belirgin) zeka geriliği oluyor. Bu bebeklerin dikkatle izlenmesi gerekiyor. Kalp kontrolleri, erken fizik tedavi desteği gibi tedbirlerin zamanında alınması gerekiyor.

Günümüzde üniversite bitiren, birden fazla dil konuşabilen örnekler var. Her şeyden önce sevgi, ilgi, zaman ayırma ve hak ettikleri sağlık-eğitim desteğiyle uzun ve sağlıklı bir hayat yaşayabiliyorlar. Sağlıkla kalın.

Sevgili anne babalar son günlerde sosyal medyada "yeni" bir grip türünden bahsedilir oldu: "gergedan gribi-gergedan virüsü". Peki  böyle bir şey var mı? yani kuş gribi ya da domuz gribi gibi yeni bir grip türü mü bulundu? Cevap hayır. Ne gergedan virüsü diye bir şey var. Ne de gergedan gribi diye bir grip türü. Bu tamamen bir çeviri hatasından kaynaklanıyor. Nasıl mı şöyle: insanlarda en çok nezle yapan virüsün adı "rhino virüs"; gergedanın İngilizce'deki karşılığı da  "rhinoceros". Ne kadar benzer değil mi? Aslında ilginç bir rastlantı var. Çünkü "rhino" Latince'de  burunla ilgili demek. Bu yüzden koca burunlu gergedan bizim kafamızı karıştırmış.

© 2018 Uzm.Dr.Ferruh Baş. All Rights Reserved. Designed By Green White SEO

Search