Demir Eksikliği ve Anemisi

Demir Eksikliği ve Anemisi

Demir eksikliği, tüm dünyada en sık rastlanan besinsel eksikliktir. Demir eksikliği, anemi olmadan da görülebiliyor. Yani her zaman kansızlıkla karşımıza çıkmıyor. Kan sayımında hemoglobin ve hematokrit değerlerinde düşme olursa “anemi” var diyoruz. Anemi olmasa da demir eksikliği, çocuğun gelişmekte olan dokularında olumsuz şeylere sebep oluyor.

Çocuklarda görülen demir eksikliği anemisinin(DEA) en sık nedenleri hızlı büyümeyle birlikte yetersiz alım, düşük doğum ağırlığı ve fazla miktarda inek sütü alımına bağlı sindirim sistemi kayıplardır. Demir eksikliği saptanan çocuklarda; yeterince demir ilacı almasına rağmen; kan demir depoları yükselmiyorsa altta yatan neden olarak kan kaybı akla gelmelidir.

Demir eksikliği anemisi tanısı konulduğunda:

  • Demir eksikliğine neden olan durumun araştırılıp ortadan kaldırılması( fazla inek sütü alımı, demirden fakir gıda alımı, mide-barsak sisteminden kayıp-kanama gibi)
  • Eksikliğin yerine konulması
  • Beslenmenin düzeltilmesi
  • Hasta ve ailenin eğitimi gerekir.

Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre 0-4 yaş arasında %30, 5-14 yaş aralığında ise %48 oranında DEA görülmektedirler. Ülkemizde ise en sık süt çocukluğu döneminde ve adet görmeye başlayan çocuklarımızda rastlanmakta. Peki DE&DEA nasıl oluşuyor?

Nedenlerine sırayla bakalım:
Zamanında doğan bir bebeğin demir depoları, yaklaşık 6 ay süresince ona yeterlidir. Ancak bebek erken doğduysa ya da düşük kilolu (2500 gramın altında) doğumsa bu süre 6 aydan daha kısa oluyor. Depoları erkenden bitiyor.
Hayatın ilk 5 ayında anne sütündeki demir yeterliyken zamanla azalıyor, yetersizleşiyor. Bu nedenle 6.aydan sonra bebeğe demirden zengin gıdaların(et, balık, yumurta, C vitamini, yeşil yapraklı sebzeler) verilmesi çok önemlidir.
Bir diğer etmen, erken dönemde inek sütü verilmesidir. İnek sütü, anne sütünden farklı olarak daha az demir içerir ve emilimi düşüktür. Ayrıca inek sütü, bebeğin barsaklarında allejik mekanizmalarla mikro-kanamalara sebep olabilir. Yani kan kaybına yol açıyor. İnek sütü pek masum bir gıda değildir ve ülkemizde bebeklere çok fazla veriliyor. Tabii bunun sosyal ve ekonomik nedenleri var.

Daha büyük çocuklarda DEA’nde; diyette yetersiz alım söz konusu değilse ya da demir tedavisi verildiği halde çocukta düzelme olmuyorsa mide-barsak sisteminden “kan kaybı” akla gelmelidir. Bunlar; ülser, barsak polipleri, enflamatuvar barsak hastalıkları, hemanjiom, çölyak gibi hastalıklar olabilir. Genç kızlarımızda adet kanamaları da DEA’nin çok sık görülen bir sebebidir.

DE&DEA olduğu nasıl anlaşılır derseniz, çok değişken olduğunu söylemek isterim. Yani hiç bulgu vermeyebileceği gibi çarpıntı, çabuk yorulma, huzursuzluk, iştahsızlık, sık hastalanma, gibi şeyler de yapabilir. Genellikle “ciltte solukluk” en sık fark edilen bulgudur. Ancak günümüzde DEA’nin üzerinde bu kadar durulmasına neden olan şey, bu bulgular değildir. Çocukta DEA; “mental-motor ve bilişsel fonksiyonlarda” kalıcı geriliğe! sebep olan bir hastalıktır. Yani çocuğun ulaşabileceği entelektüel kapasiteyi aşağıya çekiyor. Demekki bebeklik-erken çocuklukta demir depoları çok iyi korunmalıdır.


Gelelim bu hastalıktan korunma ve tedaviye. Biliyorsunuz benim bu yazılarımdaki amacım, yavrularımızı hastalıklardan korumak; siz anne ve babaları bilgi sahibi yaparak belli bir bilinç düzeyi oluşturmak.

DEA’nden korunmak için

  1. Bebeğinize ilk 6 ay yalnız anne sütü verin. Mümkünse 2 yaşına kadar emzirin
  2. İlk 12 ay(hatta 24 ay) inek sütü vermeyin
  3. Ek gıdaya geçtiğinizde demirden zengin gıdalar yani et, balık, yumurta, baklagil, yeşil yapraklı sebzeler verin
  4. Anne sütü yoksa demirden zenginleştirilmiş mama verin
  5. Düzenli olarak bebeğinizi doktora götürün ve bu tür bilgileri onunla da konuşun. Gerekirse demir damlası/şurubu verecektir.
  6. Prematür& düşük doğum kilolu bebekler en yüksek risk altındaki gruptur. Bunlar çok daha dikkatli izlenmelidir.

Sağlıkla kalın.

© 2018 Uzm.Dr.Ferruh Baş. All Rights Reserved. Designed By Green White SEO

Search